RSS

Üniversiteliyle seviştik

03 Haz

Mahallemizde üniversiteye giden bir kızdı Menekşe. Onu hep uzaktan görür  ve şirin görüntüsü ve umursamaz tavırlarına karşı bir sempati  beslerdim. Erkek kardeşi Tayfun daha liseye gidiyordu ve neredeyse her  gün bizdeydi. Menekşe, iç mimarlıkta okuyor, bense Matematik bölümünde  okuyordum. Tayfun?un

lise derslerine branşım sebebiyle ben  daha fazla yardımcı olabiliyordum. Bu sebeple ailelerimiz de  yakınlaşmış, karşılıklı gider gelir olmuştuk.   Menekşe?nin hiçbir şeyden çekinir yanı yoktu. Sanki hiçbir toplumsal  baskıyla karşılaşmamış, çocukluğunu yitirmemişti. İstediği sözü herkesin  önünde söylüyor, insanların kızarıp bozarmasına aldırış

etmiyordu. Bu cana yakınlığıyla hepimizin gönlünde taht kurmuştu.  Ailelerimizin toplandığı bir yerde birden arkamdan yaklaşıyor,  omuzlarımı sıkıyor; “Adaleli erkek! Esmer

güzeli!”  deyiveriyordu. Herkes gülüşüyor, ben kızarıyordum. Onun bu cana yakın,  sıcacık tavırlarına karşı, aslında ciddi ve ağırbaşlı biri olmama  rağmen,

sevgiyle yaklaşıyordum. Ona sıcak davranıyordum. İsmi  gibi cıvıl cıvıldı.  Artık herkes onun bu çekinmeden yaptığı çıkışlara alışmıştı. Bir gün  sabah evimize geldi. Annemin yanağından öptü: “Tombiş Gülşen teyzem  benim! Bugün akşam bu yakışıklı oğlunu alıp bir yerlere götürcem! Sakın  itiraz etme!

Tamam mı?” deyiverdi. Annemin yüzüne baktım.  Gülümsemekten başka bir şey yapamıyordu. Ben:  “Hayrola deli kız, gene ne planlıyorsun!” dedim.  “Seni dansa götürcem. Sanat tarihi sınavından doksan çektim, onu  kutluycaz!” dedi.   Kıvrak bir hareketle…Neye uğradığımı şaşırmıştım. Öyle doğal ve akıcı  davranıyordu ki, önüne çıkabilecek engel yok gibiydi. Sadece başımı  sallamakla yetindim. O da kıvrak bir hareketle soluğu kapıda aldı:  “Gidip süsleneyim bari!” dedi ve gözden kayboldu. Akşam olunca kapı  çalındı ve kapıyı açınca şaşkınlığım bir kat daha arttı. O güne kadar  yalnızca eşofmanla

gezen bu kız, o gece için yırtmaçlı uzun  bir etek, üstüne ipek bir gömlek giymişti. Dolgun siyah saçlarını topuz  yapmış ve küçük çiçeklerle bezemişti. Pürüzsüz ve ince zevkle yapılmış  bir makyaj ve altında ten rengi çoraplar ve topuklu ayakkabılarla  beraber

manzara tamamlanıyordu. Bu bozulmayacak kadar güzel  görüntüyü o an oturup saatlerce izlemek istedim.   Her zaman yüzünde var olan gamzeleri ise,

sanki o manzaranın  görkemini abideleştiriyordu. Ben hayatımda böyle güzel bir kız  görmemiştim. Bu şaşkınlığımı üzerimden atamazdım, eğer Menekşe beni  kolumdan

tutup da “Arabayı sen kullan!” demeseydi…  Yol nasıl bitti bilmiyorum. Birden kendimi loş ışıklarla donatılmış bir  salonda, slow müziğin ritmine ayak

uydurmuş danseden insanlar  arasında ve Menekşe?nin ellerini sıkı sıkıya tutmuş şekilde buldum.  Derken neşeyle kollarını omzuma attı ve “Hadi dans

edelim,   Hakan. Sabırsızlanıyorum!” dedi. “İyi de ben dans etmeyi bilmiyorum ki!”  dedim. Umarsız bir şekilde:  “Ben de bilmiyorum. Ne olacak? Dans demek, dokunmak, hissetmek demektir,  genç adam!” dedi ve ellerimi alıp beline doladı; “İşte böyle! Dokun  bana! Beni hisset.”  Bu kadar .

açık sözlü bir kız karşısında utanıyor,  kızarıyordum. “Menekşe, sen benim komşumun kızısın ve…”   Sözümü kesti:  Güzel miyim?..”Sen de benim komşumun oğlusun

Hakan! Ve ben  senden çok hoşlanıyorum. Ama hiç pas verdiğin yok bana!” “Olur mu, şeyyy!” “Beni güzel bulmuyor musun?” “Tabii, yani ben..” “Güzel miyim, değil miyim?” “Güzelsin. Hem de çok güzelsin. Ama seni daha önce hiç böyle  görmemiştim…” dedim.  “İşte bundan sonra beni böyle görsen

iyi edersin!” dedi ve  daha çok sarıldı bana: “Sıcaklığımı hisset Hakan! Bak ateşler içinde yanıyorum! Bana sıkıca  sarıl!” dedi. Cesaret bulmuştum

ve onu iyice kavramıştım.   “Güzel” dedi. Birkaç dakika müziğin ritmine kapılmış dansetmeye devam  ettik: “Hadi bana güzelliğimden bahset! dedi. Ben iyice utanmıştım.  Kekelemeye başladım. Yanağıma bir öpücük kondurdu. Sonra dudağımdan  öptü: “Bak ne kadar güzel oluyor. Senden çok hoşlanıyorum. Atletik bir  vücudun var ve beni çıldırtıyorsun dedi.” Ben de açılmıştım:  “Menekşe?ciğim. Sen hayatımda bu kadar yakın olduğum ilk kızsın.  Sempatik tavırların ve doğallığın beni hep sana hayran bırakmıştı. Ama  ilk defa seni karşımda kadınsılığınla gördüm ve çok beğendim. İçimden  ılık ılık

bir duygu sana doğru akıp gidiyor. Ama beni bu  kadar tahrik etme, ne olur!” dedim. Oysa hiç istifini bozmadan kulağıma  eğildi: “İç çamaşırı giymedim bugün!” dedi gülerek. Sıcak nefesi  kulağımı okşuyordu.   Beni sarhoş etmişti…”Yani?” “Yanisi, soyunmam kolay olacak. Bugün seninle sevişmek

istiyorum. Seni keşfetmek istiyorum. Ben her şeyi ayarladım. Arkadaşımın  evi boş ve anahtarı bende!” dedi. Bu sıcaklık beni sarhoş etmişti.  Menekşe çok heyecanlıydı. Gözleri parlıyordu. İkide bir kahkahalar  patlatıyor, dudaklarımı, yanaklarımı, boynumu, saçlarımı defalarca  öpüyordu. Bense onu incecik sıcak belinden

tutmuş ve istemsiz  olarak kendime çekmiştim. Dudak darbelerine ise karşılık vermeye  başlamıştım. Salondan çıktığımızda hala döne döne dansediyorduk.  Arabanın yanında sanki yorulmuş gibi birden durakladı. Bunu fırsat  bilerek bir şeyler söylemek istedim:  “Menekşe!” “Evet sevgilim!?”  Söylenecek bir şey yoktu. Dudağına yapıştım ve uzun uzun öpmeye  başladım. Öpüşlerime hemen karşılık verdi ve saçlarımı okşayarak dilimi  yalamaya başladı. Sürekli “HMMMMM!” diyerek lezzet aldığını  gösteriyordu. İlk kez bir vücudun sıcaklığını hissediyordum ve bitsin  istemiyordum. Fakat kollarımın arasından sıyrıldı ve:  “Arabayı kullanmak ister misin?” dedi. Benim başım dönmüştü.

Araba kullanacak halde değildim. Elimle kibarca bir işaret yaptım ve  anahtarı ona verdim. Hemen direksiyonun başına geçti. Arabayı usulca  çalıştırırken bana bakıp tatlı tatlı gülümsüyordu. Yol boyu arabayı  kullanışını izledim. Bu kız kelimenin tam anlamıyla seks için yaratılmış  gibiydi. O güne kadar nasıl da farketmemiştim bu özelliğini. Çiçekli  eteğinin altından görünen ince ve zarif ayak bileklerinin hareketlerini,  yolu izlerken simsiyah

gözlerinin, uzun kirpiklerinin, yay  gibi kaşlarının aldığı şekillere uzun uzun bakıyordum. Sık sık bana  bakıp gülümsemeye devam etti:  Seni beğeniyorum…”Hakan, seni

bir türlü anlayamıyordum.  Yaklaşık bir yıldır sana kaş göz atıyorum ama her defasında benim sana  karşı tavırlarımı görmezden geliyordun. Hep

sana olan ilgimi  pat diye söylemek istedim ama sonunda bunu özel bir günde söylemenin  daha iyi olacağını düşündüm. İşte gün bugün!”  “Bilmiyorum. aslında seni beğeniyordum hep. Fakat daha önce bir  beraberliğim olmadı Menekşe!” “Sanki benim oldu mu? Şimdiye kadar kimseyle çıkmadım bile.. Beni ilk  sen sikeceksin!” “Nasıl öyle konuşabiliyorsun Menekşe!” “Yahu doğal ol. Benim hakkımda ne fantaziler ürettiğin, gözlerinden  okunuyor. Ben böyle konuşmak istiyorum.

Sen de rahatla ve  açıl. Burada ikimizden başka kimse yok!”  Rahatlamıştım. Ayağımın takılacağı, tökezleyeceğim hiçbir tümsek  bırakmıyordu Menekşe bana: “Peki, dediğin gibi .

olsun…”  dedim sessizce. Havada  kocaman bir öpücük patlattı yüzüme doğru: “Kurbanın olurum senin, erkeğim benim! Beni çıtır çıtır ye! Ben seninim  bu gece. Tüm vücudumu, benliğimi sana veriyorum işte. Hiçbir engel  olmayacak aramızda.!” “Önüne bak, çarpacaksın!” dedim. Şuh bir kahkaha attı.

Gülerek başını çevirdi.   Sonra aldığım cesaretle usul usul devam ettim:  “Bu .

gece neler olacağını tahmin edebiliyorum. Seni çok  şiddetli arzuluyorum Menekşe. Senin hakkındaki duygularımı açığa  çıkartıyorsun. Kuş gibi havalara uçuyorum mutluluktan. güzelliğin başımı  döndürüyor…” “Benim de heyecandan kalbim yerinden çıkacak, Hakan! Aaaa! İşte geldik!”   Biçimli kalçalarına…Birden irkilmiştim. Kalbim daha hızlı çarpmaya  başladı. Arabadan indik. Zarif bir el hareketiyle kapıları kilitledi.  Anahtarı çantasına

koydu ve elimden tuttu. Sekizinci kattaki  eve asansörle çıkarken Menekşe başını göğsüme yaslamıştı ve sürekli iç  çekiyordu. Kata çıktık. Eğilip

anahtarı kapı deliğinden  sokarken, ben biçimli kalçalarına ve yırtmacından taşan bacaklarına  bakıyordum. At gibi bir kızdı bu. Dayanılmazdı. İçeri girdik ve salona  doğru ilerledik. Koltuğa oturdum. O da benim yanıma oturdu ve yine  başını göğsüme dayadı. Sonra elimi alıp sol memesinin üstüne koydu:  “Hakan, bak aşkım, kalbim ne kadar da hızlı atıyor. Hadi bana güzel bir  şeyler söyle de heyecanım yatışsın. Sevişmek için sabırsızlanıyorum  seninle…”  Saçlarını okşamaya başladım:  “Tatlı bebeğim benim, gözlerin, gülüşün, gamzelerin çok güzel. Bir  erkeğin arzulayabileceği her şey sende varmış

da ben  görememişim. Ama geç kalmış sayılmayız. Bugün seninle gerdeğe gireceğiz.  Seni mutluluktan sarhoş edeceğim.” Ben bu sözleri söylerken Menekşe

iç geçiriyor, kollarıyla beni daha sıkı sarıyordu:  “Hadi yatak odasına gidelim o zaman!” dedi. Çevik bir hareketle ayağa  kalktım ve onu kucağıma aldım:  “Yolu göster bakalım!” dedim. Menekşe: “Bu harika! Uçuyoruzzzzz!” diye bağırdı ve elleriyle yolu gösterdi.  Odaya girdiğim gibi onu yatağa fırlattım: “Bu güzelliği şöyle geriden izleyeyim, bakalım.” dedim. Hafifçe  doğruldu, topuz yaptığı dalgalı siyah saçlarını yavaş yavaş açtı ve  serbest bıraktı.

Kollarını bana uzattı: “Hadi gel yanıma, sonra izlersin Hakaaaan!” dedi.  Coşkuyla üzerine atladım. Bir yandan öpüşüyor, bir yandan da yatakta .

yuvarlanıyorduk. Yumuşacık saçları biz yuvarlandıkça yanağımı  okşuyordu.  Nefes nefese kalmıştık. Birden üstüne çıktım ve dolgun  göğüslerinin baskısını göğüslerimde, vücudunun

sıcaklığını da  tüm vücudumda hissederek Menekşe?nin gözlerinin içine baktım. Bana  tatlı tatlı gülümsüyordu. Üzerine kapanıp boynunu, kulaklarını öpmeye  başladım. İyice tahrik olmuştu. Altımda kıvranıyor, zevk inlemeleri  çıkarıyordu.   Isırmaya başladım…Sikim iyice .

kalkmıştı ve arada bir  etek, bir de pantolon olmasına rağmen yerini bulmuş, Menekşe?nin amını  yokluyordu. Bir süre onu yaladıktan sonra doğruldum, hızla inip kalkan  göğüslerini kapatan ipek gömleğin düğmelerini çözmeye

başladım. Gömleğini benim de yardımımla çıkardığında bir çift diri ve  yuvarlak göğüs karşıladı beni. Menekşe gördüklerim karşısında  göstereceğim tepkiyi merak eder gibi bakıyor, sırıtıyordu. Memelerini  yalayıp öpmeye, hafif hafif ısırmaya başladım. Şeker gibiydiler. Onları  mıncıklamak bana büyük keyif vermişti.   Ellerinden tutup kaldırdım ve eteğini fermuarından açıp indirdim. Sonra  da külotlu çorabını, bacaklarını okşayarak sıyırdım. Yatağa boylu  boyunca çırılçıplak uzandı. Ben de alelacele soyunup sikimi amına doğru  getirdim. Uzanıp çekmeceden bir peçete çıkardı ve amına doğru tuttu.  Hazır olduğunu anlamıştım. Ben de sikimi içeri yavaşça daldırdım. Alt  dudağını ısırıyordu. Peçete kan olmuştu.   Sikimi sokup çıkardıkça kan iyice boşaldı. “Canın acıdı mı?”

dedim. “Biraz, hadi devam et.” Deyince daha da tempolu bir şekilde sokup  çıkarmaya başladım. Üstüne kapanıp dudaklarını öptüm, yaladım. Boşalana

kadar aynı pozisyonda devam ettim. Sırt üstü uzandım ve  Menekşe?nin öpüşlerine kendimi teslim ettim…  Bakireliğini almıştım ve Menekşe bundan çok memnun olmuştu… sabaha  kadar tatlı sözlerle bakıştık ve seviştik…

 
Yorum yapın

Posted by Haziran 3, 2012 in Uncategorized

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sex hikayemi oku

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: